IMG_0008

Kilobekçiliği Sisteminde 34,3 Kilo Verme – Zayıflama Başarı Hikayesi!

YENİDEN DOĞUŞUM

Selamlar
2015 Şubat ayı… Ailemde ki herkeste ciddi bir zayıflama çabasına girmişti. Bende de 120 kiloya doğru hızlı bir gidiş söz konusuydu.

Ben 1978 doğumlu 3 çocuk annesi bir bayanım ve 120 kiloya merdiven dayamış durumdayım.  En son 2014’ün ilk aylarında güzellik salonuna gittim hem ilaç hem pasif jimnastikle kilo vermeye çalıştım ve de 5 kilo verdim ama kan değerim düştü. Kan tedavisi ile de 7 kilo aldım.  Daha önceleri de diyetisyenlerle zorla 5 kilo verirdim ve aşırı kansızlıktan hastanelik olduğum zaman, tedavi ile verdiğim o 5 kiloyu 20 gün gibi bir sürede geri alırdım.

Yani Hayatım bu kısır döngüde devam edip gidiyordu. 100 kiloyla başladığım diyetisyenden sonraki kan tedavimde 105 kilo oluveririm.  Şu an 118.8 hayatımın zirve kilosu.  Ama kendime olan nefretim… Kendimi aşağılamam ve de kendime olan güvensizliğinde, umutsuzluğun da en zirvesini yaşıyorum tabi ki… Aynalara bakmıyorum. Neredeyse önünden geçmiyorum…

Kız kardeşlerimde ciddi bir zayıflama var. Biri ameliyatla zayıfladı biri de kendi çabasıyla.  Bende kendim çabalarsam hastanelik oluyorum. Tek çarem ameliyat ama ondan da müthiş korkuyorum zaten iğneden bile korkan biriyim. Ameliyat beni aşırı ürkütüyor.

Herkesin derdine koşan, sürekli dert dinleyen, başkalarının problemlerini kendi sırtıma alan, aldıkça yiyen, yedikçe şişen biriyim… Mutlu olduğumu düşünürdüm hep. Yani “pozitif biriyim” derdim. Ama ilk fotolarıma baktığımda hiçte mutlu olmadığı mı sadece öyle göstermek için çabaladığımı gördüm.  Kendimden bile kaçan biri olduğumu görmemek mümkün değil ya da mutluluğun ne demek olduğunu bilmiyordum.

Deli gibi arıyorum, ne yapabilirim (?) bu kiloyla nasıl başedebilirim.  Mücadele azmimi tamamen kaybetmişken,  artık benden hiçbir şey olmaz derken… Bu kiloyla başedebilir miydim?

Yakınımda açılan bir hastaneye diyetisyen gelmiş dediler.  Gittim tanışmak için.  Dedim ki “ben kiloyla ilgili mücadele duygumu bile kaybettim”  Bana acıyarak baktı ve de “siz kendinizi hazır hissedince gelin mutlaka, sizin için bir listemiz mevcuttur” dedi. Beynimden aşağıya kaynar sular döküldü sanki.  O listelerden bende bir dosya dolusu vardı ki. İşe yarasaydı senin yanında olur muydum?  Tüm ümitlerimi ve inancımı yitirmiş bir halde çıktım ordan da.

2014’ün son aylarında 115 kilodayken evimin yakınına bayanlara özel bir spor salonun açıldı, oraya yazıldım.  Hayatımda ilk defa aktif spor yapıyorum ama tabi ki yapamıyorum.  Nasıl yapabilirim ki? Habire yiyorum… Yedikçe yedikçe büyüyorum. Ve de hareket yapmam mümkün değil.  Parayı ödedim. Spor hocasını çoook sevdim. Sırf spor hocasını sevdiğim için haftada 1 kez gitsem birini mutlaka ekiyorum, sürekli bahane buluyorum.  Sonuçta 3 çocuk sahibiyim ve evin bütün sorumluluğuda benim üzerim de. Eşimin hatta ailenin bile koşturanı benim. Bahane çok yani ne işim biter ne gideceğim yerler. Kendime ayıracak vaktim yok ve ben çocuklarıma olan ilgimden çalıpta sürekli gidemem ki. Zaten gitsemde en arkada duruyorum ve hareketlerin yarısını bile yapmıyorum.  En arkaya biri geçtiyse onu ordan kaldırıyorum. Orası benim yerim diye. Çünkü kocaman vücudumla en önde spor yapamam…Hem zaten yapma isteğimde yok, nefret ediyorum spordan.  Neden mi gidiyorum?  Toplumsal baskı diyelim.  Arkadaşlar yazıldı ve benide zorladılar. Birde spor salonunda o zayıf bayanların mücadelesini görünce daha hırslı yemeye başladım. Ve 2015’e bu duygular kızgınlıklar nefretlerle girdim.

Arkadaşlar giyim zevkime takık.  Sürekli “sana tarz yapalım” diyorlar. Nasıl tarz, hangi vücutla?  Hangi cesaretle? Kıyafet bulamıyorum ki…  Kocaman geniş ne varsa alıyorum. Ne denk gelirse. Tabi böyle diyemiyorum.  Nasıl derim? Kendimden sakladığım gerçekleri baskasına. Ruhum kıpır kıpır. Ama giyimim annemden yaşlı. Çünkü yok, bedenime göre kıyafet bulmam mümkün değil. Herkes zevksiz olduğum için giyinmiyorum zannediyor. Çok zevkliyim.  Ama 36 yaşında 60 yaşında gibi giyinmek zorunda olan…

Yarıyıl tatilinde annem ve kız kardeşlerimi kahvaltıya çağırdım, bir komşumla birlikte. O da diyette poğaça yapmak için çağırmıştım ve bizimle kahvaltıya kaldı.  Tabiki kahvaltıda tek muhabbet diyetler, zayıflamanasıl kilo verilir?… Ailenin en konuşan ve en neşeli kızı ben, o gün sanki hastayım.  O kadar kötü hissediyorum ki anlatamam bu duygularımı … Bir an önce herkes evine gitse de ben de kendimle başbaşa kalsam ve de onların yanında utanıp yiyemediğim her şeyi de silip süpürsem tabiki.   Sofrada komşum bir akrabasının internet üzerinden bir sistemle zayıfladığını söyledi ve ben buna kulak misafiri oldum. Bunlar karşılıklı konuşuyor, ben yemek yiyorum.  Ağlamak, çığlık atmak istiyorum ama yapamıyorum.

Bu duygularla akşama kadar oturduk.  Akşama doğru herkes evine dağılınca ben komşumu çağırdım.  Kahvaltıda bahsettiğin şeyi bir anlat bakalım dedim. O da “internetten online bir sistemle zayıfladı ama 3 yıl oldu kiloları geri almadı” dedi vefotoğraflarını gösterdi bana.  Ben bu bayanla tanışmak istediğimi söyledim.  Kendisini hala hiç görmedim. Hiç buluşamadım. Ama bu kahvaltıdan 2 gün sonra telefonla tanıştım. Bana Online Zayıflama Sistemini anlattı biraz VÜCUDUN ŞİFRESİ dedi. “Siteye girin bakın” dedi. Ben baktım inceledim. Dehşete kapıldım ama tabiki asla güvenmiyorum.  Ortalıkta bir yığın şarlatan ve sömürgeci varken böyle birşey mümkün olur mu diye ve bu bayanı bir daha aradım.  Ya dedim para tuzağıysa? “Değil” dedi.  Ya dedim zararlı bişey olursa? Sen ara konuş dedi.

Ve ben istem dışı numaraları çevirip HK Performans’ı aradım. (:

2015 Şubat ayı… Ve telefonun ucunda sıcacık “merhaba” var.  İlk dakika da GÜVEN veren müthiş bir sıcaklık.  Çok hızlıca kendimi ifade etmeye çalıştım.  Ben kilo veremiyorum, aşırı kansızım, insilün direncim çok yüksek, her şey sonuçsuz kaldı diye anlatırken, çok hızlı kilo veremeyeceğimi anlasınlar diye de çok net şeyler söyledim ve hepsi olgunlukla karşılanarak “Doğru kapıdasınız, biz size yardımcı oluruz her şey çok güzel olacak” gibi bugün itibarıyla hatırlayamadığım ama o gün benim gönlümü fetheden sıcacıcık kelimeler çıktı ve beni müthiş heyecanlandırdı.  Bilgi aldım. Ama asla güvenmiyorum fakat güvenmekte zorundayım. “herkesten gizli yapacağıma”dedim, “olsun” dedi “zaten genel olarak ilk gelenler böyle geliyor normal” dedi.  Belki başka şeyler de konuşmuşuzdur.  Ama o an ki güvensizlik karamsarlık boşlukla hatırlamıyorum bile.

Benden mail adresi istedi.  Evrakları yolluyayım inceleyin konuşalım dedi.  Bana kan tahlilleri ve gerekli evraklarla ilgili bir dosya yolladı.  Ben çok çaresizim eşimden saklama herkesten annemlerden saklama konusunda çok kararlı ama aynı ölçüde de çaresiz.

Evin içinde hiçbir yere sığmıyorum.  Ne yerdeyim ne gökte. Bana bir şey olursa diye çocuklarıma da söyledim. Onlarda kuşkulu ama destekçi davrandı.  Tabi onlara bana bir şey olursa demedim sadece internet işleri mi hallediverin diye söylüyorum dedim.  Ama alt kat komşuma bana bir şey olursa diye söyledim sitenin adını ve gideceğim yolu. O kadar da güvenmiyorum yani.

Hem bir şey olursa gibi korkularım hem de ya fotoğraf zorunlu derlerse ve yayınlamak isterlerse,  Ya erkek çıkarsa karşımdaki, ya kandırılırsam.  Parayı yatırırsam ve bi daha ulaşamazsam…  Eşim duyar ve çok tepki verirse… Kilo veremezsem bi miktar daha kaybetmiş olursam… Hep kendini düşün, dışarıyı boşver derlerse (?) Daha neler neler neler…  İşte o kadar karışık duygularla ve korkularla online zayıflama sistemine gireceğim dedim ve HK Performans Halkla İlişkilerdeken bir banka hesap numarası yollandı.  Bankaya gittim eşim bankanın önünde arabamı görmüş, arıyor “nerdesin” diye.  “Arkadaştayım” dedim. Hemen bankadan çıktım şaşkınlıkla eşimin yengesi ama benim sırdaşım olan yengemin yanına gittim. Beni görünce telaşımdan dolayı bir şey OLDUĞUNU anladı ve “ne oldu” dedi.  Ben çaresizlik içinde ona online zayıflama sistemini, Kilobekçiliğini anlattım.  Eczanede hemen VÜCUDUN ŞİFRESİ sitesini açtık inceledik.  Ona da çok olumlu geldi.  “Ne kaybedersin” dedi.  Sadece para ama kazanırsan ÇOK ŞEY DEĞİŞİR ve o gün o an orada parayı bankaya yatırdım ve HK Performans’a parayı yatırdım diye telefon açtım…

23 Şubat saat 17.55’te HK Performans’ta açılan sayfama ilk “merhaba” geldi. Ben o kadar çok heyecanlıyım ki anlatamam. “Size anketler yolladık önümüzdeki günlerde bunları doldurun” dedi. Ben o gece bütün yollanılanları doldurdum bitirdim sabah mesaj attım “anketler bitti” diye.  Ve gelen cevap çok sıcacık “3 mart Salı günü saat 10:00’da Kilobekçinizden gelen ilk merhabayı duyabilmek için sistemde olun.  Çok güzel bir başlangıç yaptınız ve herşey çok daha güzel olacak” dedi

1 hafta vardı daha.  Kocaman 1 hafta.  Neyin içine girdiğimi bilmiyorum. Yiyemeyeceğim artık diye ve tabiki stresten de daha çok yedim o hafta. Online Kilobekçiliği Sistemine yazıldığımı herkesten saklamanın verdiği baskılar, belirsizlik, her şey.

Ve 3 mart Salı sabah 10 ben sistemde ve benim için belki o zaman çok anlamı olmayan yani kilomdan konuşan, diğerleri gibi olacak fakat zaman geçtikçe anladığım; benim hayatımı değiştiren o sıcacık içten güven veren, ayaklarımın yerden kesilmesine sebep olan, bana beni tanıtan, kendimi sevmemi sağlayan canım Kilobekçimin ilk merhabası geldi.

Kilobekçisi ne demek? Benim kilomu beklicek yani kilomu takip edecek, sürekli bana “şunu ye, bunu yeme” dicek.  Yani benim online zayıflama sisteminden anladığım; sürekli sistem açık kalcak ve ağzıma atacağımı soracağım, onun kalorisi yüksek onun az diyecek ve gün içinde beni sadece yemek konusunda yönlendirecek…  Başka ne olabilir ki?  Kilobekçisi adı üstünde ve ben niye burdayım sadece kilo vermek için.  Çünkü tek derdimin bu oduğunu düşünüyorum.

İlk günler de ne konuştuğumuzu bilmiyorum çünkü o günleri kaydetmeyi de bilmiyordum. Heyecandanda ne konuştuysam hatırlamıyorum. Yanlız hatırladığım ilk gün saat 13:00’den sonra “hadi bakalım, yürüyüşe” dedi.  Ben dedim ki mümkün değil çıkamam.  Zaten misafirim gelcek.  Hazırlıklar yeni bitti.  Hem ben çok yoğun biriyim. Öyle yürüyüşe de vakit ayıramam ki gibi 1000 tane bahane. İçimden de aklı sıra beni varolan çizgilerimden dışarı çıkarcak, yemezler diyede kendimi motive ediyorum. (Kilobekçimmm, bunları duymanda varmış.) Şartlanmış olarak geldim Kilobekçiliği sisteme sonuçta 2 aydır spor yapıyordum ve 2 kilo almıştım hem ben zaten çok hareketli biriyim (yani o güne kadar öyle olduğunu sanıyorum) durduğum yerde durmayan her yere yetişen… Zaten “ben bu harekete kiloluysam demek hareket de kilo verdirmez” derdim.

Ertesi gün bi arkadaşa gittim. Müthiş bir ikram tabağı geldi.  Ve ilk sınavım.  Hemen sordum “ben yemeyecek miyim?”  “Açmısın?” dedi Kilobekçim “evet, tabi” dedim karnım gurulduyor.  Hadi dedi nefes çalışması yap. “Oda değiştir önce” dedi. Yan odaya geçtim ama elim ayağım titriyor, gözlerimden yaşlar süzülüyor o kadar diyeyim… İçimden nasıl da kızıyorum nasıl nefesle karın mı doyar, neler oluyor, ben nasıl yaparım gibi beynimin içinde kıyametler kopuyor. Sonuçta dayatmayla yapılan şeyleri sevmiyorum bu sebeple de diyetisyenlerin şok diyet ve özel kürlerini hep sinir harbi yaşayarak bırakırdım. Ama bu dayatmıyor  “hala açsan ye” diyor.  Kendimi yokluyorum aç değilim. Ama alışkanlık yemek isteği var. O gün benim için dehşet bir gündü. Kendimi en kötü hissettiğim günlerden bir tanesi diyebilirim.  1 tabak ikram için ağladığım gün nedir ya?  Ama o gün ilk defa nefesin ne kadar önemli OLDUĞUNU ve gerekirse nefesle karın da doyduğunu öğrenmiş oldum.

Aslında belki de BİR NEFES ALDIM HAYATIM DEĞİŞTİ!

Sisteme başlarken bir sürü takıntılarla başladım. Asla bitki çayı içmem, içecek yollacaklarmış bunu asla içmem, çayı şekersiz asla içmem gibi bir sürü şartlarım vardı. Sürekli çay içen bana Kilobekçim çay içiyorum deyince “şekersiz değil mi?” dedi. Yok dedim tatlandırıcılı, sadece bu soruyu sordu ve bir dosya yolladı. Tatlandırıcıların zararlarıyla ilgili.  Ben okurken sanki bunları ben bilmiyormuyum diye önyargıyla okudum ama bi daha da tatlandırıcı kullanmadım.  Bu nasıl oluyor demeyin.Güvenmediğim sistemde ilk haftası tatlandırıcıyı bıraktım.

Ve Turbomend’le ilk tanışmam. Elime turbom geldi. “Hadi yap bakalım” dedi Kilobekçim. Bir sürü soru sordum ne var içinde, ya zararlıysa, ya dokunursa. Kilobekçim dedi ki “bunu sen mi söylüyorsun, yıllardır kendine en zararlıları bulup yemedin mi sen emin ol bu senin tükettiğin her şeyden çok çok daha az zararlı ya da hiç zarar yok da diyebiliriz”   Ve ben turboyu içtim tadını asla sevmem dememe rağmen çok sevdim. Ama yinede ilk perşembesi yani Kilobekçimin olmadığı gün öyle değişik hissettim ki kendimi.  Güya kalbim çarptı kötü hissettim. Al işte dokundu dedim. Ertesi gün yazdıklarımı okuyan Kilobekçim dokunmayacağını, zararlı bir şey olmadığını anlattı bana. İkna etti beni.  Ve turbomend hayatımda olması gerektiği yerini aldı.

Evimde misafirim olan bir günün akşamı hazırladığım bir tuzlu simiti ağzıma atıverdim. O kadar çok ağlamıştım ki.  İnanılmaz ve sabah yazdım Kilobekçime “Neden üzüldün ki? Yemişsin afiyet olsun. Olmuş gitmiş.”dedi.  Zaten sistemde ilk anlamadığım şeylerden biride bu; moralim bozuk, durgunum olsun bugün de böyle olasımız varmış böyle olalım.  Yedim diyorum “olsun afiyet olsun”  Yani bunu yani ANI YAŞAMAYI en zor yaptım heralde (Ya da hala en yapamadığım konumu ki Kilobekçim)

Çok gel gitler yaşadım.  Ama çok.  Şimdi ilk ayları okuyorum da asla güvenmemişim. Kilobekçim koca bir paragraf yolluyor ben bir cümleyle cevap veriyorum.  Çünkü güvenmiyorum.  Karşımda gerçekten tek kişimi yoksa kim denk gelirse o mu yazıyor? Yemekten bahsetmiyor, asla kalori demiyor  şunu ye bunu yeme demiyor.  Hep benimle ilgileniyor.  Beni açmaya çalışıyor, konuşturmaya.  Aslında içim ısınıyor ama TESLİM OLMAKTAN korkuyorum ve direniyorum da direniyorum.  Tabi bu halde bilekilo veriyorum, inceliyorum.  Etrafımdakiler farketmeye başlıyor.

Ve ilk olarak annem fark etti.  “Sen bir şey yapıyorsun” dedi. Az az güvenmeye başlayınca  anneme söyledim hem kilo veriyorum hem de neşem çok fazlasıyla yerinde. Anneciğim “gözlerin ışıldıyor” dedi  “kızım iyice araştırdın deme bak bir şey olursun” dedi  daha kendimde güvenmemişken anneme “çook araştırdım süper hiç korkulcak bir şey yok” dedim.

Spora yazılmış gitmeyen ben haftada üç gün olan sporumu hiç aksatmıyorum istekle yapmaya başladım. Enerjim çok yüksek.  Ve spor hocam sıkıştırdı. Sen bir şeyler yapıyorsun diye. Ve ona anlattım. Oda ilk şüpheli ama daha sonra beni destekler durumda oldu.

Ve eşim tabi ki artık bir şeyler çevirdiğimi anlıyor ve baskı yapıyor.  Baya bir oyaladım. Peygamberimizin sünnetine uyuyorum diyorum. Sen diyor Sünnet’i seniyyeyi yenimi öğrendin. “E diyorum yeni anladım” “saçmalam”a diyor.  Zaten Kilobekçim yürü deyince de hep eşimi öne sürdüm izin vermez benim eşim, dışarıda yürümeme diye… Vaktim yok, eşim izin vermez.  Bende bahane çok.  Ama Kilobekçiminde ikna kabiliyeti çok.

Ve ben sisteme girdikten 1,5 ay sonra eşime söyleme kararı aldım.  Tabiki ilk başta tepki verdi.  Kandırıyorlar seni diye e doğal daha ben bile emin değilim o dönemde. Eşim hiçbir şey bilmezken çok normal değil mi? Biraz anlattım.  “İyi gidiyor, kilo veriyorum ve de MUTLUYUM” dedim.  “Tamam bakalım inşallah altından bir şey çıkmaz” dedi.  Ve bununla birlikte üzerimde de var olan en büyük ağırlıktan kurtulmuş oldum. Her gün yemek konuşulsun bekliyorum.  Hergün her an.  Ben buraya diyorum neden geldim? Kilo vermek için.  -Şunu yiyeyim mi? Kilobekçim: aç mısın? -kalorisi çok mu? Kilobekçim: Kaloriyi Düşünme…

Ben kalori hesabı beklerken bir konu başlığı geliyorKALORİLİ DÜŞÜNCELER!

“Ben çocuklar geldi” diyorum şikayetlencem durmuyorlar diye bir konu başlığı daha BESİN DIŞI ENERJİ KAYNAKLARI… “Ben şu olaya üzülüyorum” diyorum geçmişte veya gelecekte olan bi konu başlığı daha ANI YAŞA… Sürekli benim kendime ait olan kendimi üzmek yıpratmak için olan tezlerimi bir bir çürütüyor. Suyu çiğneme sanatı,  ZEHİR MİKTARDA. Suya hayallerini yükle.  Yasalar.  Çember ve onlarca konu başlığı.  Hayaller kurma, kendine vakit ayırma. Hepsi HAKLI.  Hepsi DOĞRU.  Hepsi MANTIKLI… İçimden ne çok şey biliyor, beni nasıl çözüyor diyede geçirmeden edemiyorum ve gün geçtikçe sevmeye sevdikçe TESLİM OLMAYA kendimi bırakmaya başlıyorum.

HK Performans’a gelince DEĞİŞİM kaçınılmaz.  Hiç yolu yok ama kilo demiyorum.  İlk okuduğum da BEYİNE FORMAT ATMAK yazıyordu.  “Benim beynime format atmak öyle kolay değil” derdim.  Değişmem çok zor.  Zor bir eşim ve zor çocuklarım var. Eskiden çok sabırlı ama yıllar geçtikçe sabrını yitirmiş. Sürekli bağıran, sürekli sesi kısık, bağırmaktan hiç sevmediğim istemediğim bi kadın tipi olmuştum. Günler geçtikçe sevimli, sabırlı bir kadın oldum. Bu nasıl oluyor? Ben kilo verme programında değil miyim? Buraya geldim geleli yeme içmeyi o kadar az konuştuk ki.  Hep benim öncelik.  Yediğim içtiğim değil. Benliğim.  Karşımda sürekli beni bana tanıtmaya çalışan, beni sevdiğini söyleyen ve bana kendimi sevdirmeye çalışan, beni benden iyi bilen Kilobekçim var.  İyide kiloyla ne alakası var.  Adı Kilobekçisi.  Ama yaptığı YAŞAM KOÇLUĞU.  Hatta isimlendiremiyorum.  Psikolog, yaşam Koç’u, dost, sırdaş, arkadaş, KARDEŞ, eş, evlat. “Ben seni yaşıyorum” dediğinde ilk inanmamıştım.  Kilobekçim beni yaşamasan bu kadar iyi de çözemezdin ki.

Arada duymak istemediğim gerçekleri pat pat yüzüme vuruyor, itiraz ediyorum. Öyle değil diyorum. İçimden küsüyorum. Kızıyorum.  Yanlış düşündü diyorum. Ağlıyorum ama kafamı toparlayınca anlıyorum ki HAKLI. Vazgeçmiyorum.  İçimden “oturmuş oraya yazmak kolay. Gel sen benim evde yaşa da gör” diyorum.  “Ben yürüyüşe çıkamam” diyorum “Sen kendine sınırlar koyma” diyor “Ben sınır koymam diyorum eşim izin vermez yürüyemem” diyorum. En büyük engelim eşim ve çocuklarım derdim. (en büyük engelin zihnim OLDUĞUNU anlamadan önce)  Ben yürürsem çocuklarım ihmal olur. Belki en büyük korkularım bunlar dı… Bana sürekli “sen iyi olursan etrafın iyi olur. Kendine faydası olmayan biri çocuklarına nasıl fayda sağlar. Kendine dokunamayan etrafına nasıl dokunur” diyordu. Ben bunlara itiraz etmek için şartlamıştım ki kendimi. Çizgilerimden sapmadan kilo vereceğim. Nerden bilirdim bu kilo verme programı değil.  Nerden bilirdim Kilobekçimi vermişler bana sırf benim DEĞİŞİMİM kendim olmamı sağlamak için…

Hergün yeni bilgiler. Hergün yeni öğretiler.  Olaylarla başetmeyi öğrenme ve ben adım adım değişiyorum etrafım değişmiyor. Sürekli Baskı. Sürekli laf. Napıyorsun bu kadar hızlı kilo verilir mi? Hasta olacaksın, çok sağlıksız bu yaptığın, bir sürü ölen var, senin gibi akıllı bir kadın böyle şeylere nasıl kanar?  Bunlara gerçekten hiç kulak asmadım ya da asmadığımı düşündüm asmadığım için de- belki Kilobekçim de burdan duyuyor birçok şeyi-  ama tabi etraf bu kadar ön yargılı olunca yaşadığım heyecanı ilk aylar da kimseye anlatamıyorum. Yanlızım sadece Kilobekçim var. Onunla da paylaşmaktan kaçıyorum. Ben insanlara anlatsam yaşadığım heyecanı deli derler inanın bana. Ben sabahtan kalkıyorum, dişimi fırçalıyorum, yüzümü yıkıyorum, kendime üstüme başıma çeki düzen veriyorum.  Sanki görüyormuyum? Hayır. O beni görüyor mu yooook… Ama ben 10 aydır görüyormuşum gibi hazırlanıyorum. Hiç çok perişan halde yazmadım. Yatıyorum dediysem de, çok hastayım dediysem de mutlaka kalkmış kendime çeki düzen vermişimdir.  Bu nasıl bir duygu.  10 aydır her sabah hissettiğim heyecan artarak devam ediyor. Bu SAYGI, bu heyecan bu hisler beni besledi rakam olarak küçülttü ama ruh olarak kocaman güçlü bir kadın oluyorum…

Günler geçiyor geçtikçe ben Kilobekçimi sevdim. Ama çoooook.  Tabiki sevdim ve teslim olmuşum.  Güvenmişim. İnanmışım. Spor yapıyorum. Yürüyorum. Spordan ve yürümekten nefret eden ben deli gibi yürür olmuşum. Ramazan ayında gece 12:00’den sonra sahura kadar yürüdüm.  İyice hantallaşan ben artık her fırsatta kendimi dışarı atabilir olmuşum.

Korkularımla yüzleşiyorum.  Bisiklet binmeyi bile öğrendim.  Sürekli dışardayım geziyorum, koşuyorum. Hayatı yaşamayı öğreniyorum. “Geze geze kilo verdim” de dedi Kilobekçim.  Geze geze verdim gerçekten. Piknik tarzı şeylerden kaçardım biraz titizim gelince bir yığın iş çamaşır diye. Ama bu ilk bahar ve yaz her fırsatta piknik yaptım. Kilobekçim “artık sana piknik güzeli diyeceğim” dedi.  O kadar çok.  Hafta sonu ve her an işim olsada kendim için bırakmayı öğrendim.

Benim gündüz akşam saati uyumalarım vardı, hep halsizdim, hep elim ayağım titrer. Yıllarca mide rahatsızlığı çektim endeskopi sonucunda reflü ve gastirit var dediler. Refü yastığıyla yatardım midemin kaynaması artık hiç geçmez olmuştu. Midem derdim kulaklarımdan çıkacak yakındır o adar çok acı çektim  ama sisteme başladığım ilk hafta mide şikayetim tamamen geçti ve 10 aydır bir kere bile yanma ve ağrı olmadı ne yersem ne denersem deneyeyim hiç ağrı hissetmedim ve Turbomend’e başladığımdan itibarende hiç halsizlik ve uyku halim olmadı.

Kansızlığım var demiştim ya.  Üç ay olmuştu sürecim başlayalı.  Tabi kansız kalmam lazım.  Çünkü hep böyle oldu.  Hep iki ileri bi geriydim. Halsiz hissetmeye başladım kendimi. Bide grip gibi oldum. Tabiki herkeste bir baskı bir telaş. Kansız kaldın işte olan oldu bak diye. Gittim doktora. Doktor şaşırdı beni görünce. İnsülün direncim var diye şeker ilacı yazmıştı. “Oo ne kadar farketmişsin” dedi.  Dedim 15 kilo verdim.  “Haplarını içtin mi” dedi. Hem kan hem şeker. “Hayır” dedim hiçbir şey kullanmadım.  Doktor dedi ki “bak işte böyle hızlı kilo mu verilir? Olan olmuştur.  Kansız kalmışsındır. Zaten yüzün de çok solgun” Hemen yazdı kan tahlillerimi. Yaptırdım. Sonuçları elime alınca önce kendim inanamadım. 11 yaşımdan beri kansızlıkla mücadele ediyorum ve çok yoğun tedaviden sonra bile olamadığı kadar yüksek kanım. Doktor aldı tahlilleri.  Şoka girdi. Yıllar sonra dedi… Ama kendine bile diyemedi.  Ne yapıyorsun diye soramadı.  “Iyi ne yapıyorsan devam et” dedi.  Ve böylece sağlık olarakta üst seviyede iyi olduğum kanıtlandı.  Ve ben belki 25 yıldır olamadığım kadar dinç ve sağlıklı olmuştum  tabi mutlu tabi heyecanlı.

Çok zor günler geçirdim tabiki. Çok zor anlar. Kaçıp gitme istekleri. Kaybolma her şeyi bırakma.   Yanlış anlamalar, alınganlıklar, küskünlükler, kızgınlıklar ama her kötü hissettiğimde her düştüğümde veya düşçek gibi hissettiğimde tam yere en yakın zamanda elini uzatıp yakalayıveren ve ayağa kaldıran, kaldırmakla da kalmayıp bir ileriye atan biri var yanınızda. Her hâlinizi hisseden.

Zor zamanlar, yeni denemeler… Ödevler, itirazlar, kızgınlıklar, itiraflar, öfkeler, gözyaşları, heyecanlar, mutluluklar, yenilikler, sevinçler, sürprizler, coşkular, paylaşımlar,  hepsi anlık olarak yaşandı HK Performans’ta…

En büyük kavgalarım, en şiddetli heyecanlarım, kendimden bile sakladığım hallerim huylarım.  Çıkıverdi burda bir bir. Hiç ummadığım beklemediğim bir şekilde. Ben kilo vermeyi beklerken, kendimi tanımaya başladım. DEĞİŞTİM hem de çok. Ben tek tip gözlükle bakarken KİLOBEKÇİM diğerini gösterdi. Tutmazsa bir diğeri, bir diğeri… Sürekli farklı bakış açıları.  Farklı pencerelerden olayları anlama ve okumaya çalıştırdı beni. At gözlüklerimi çıkardı ve attı. Hayatımın her alanına dokundu. Çocuklarıma olan davranışım, eşimden olan beklentilerim, insanlara olan fazla vericiliğim.  Hepsi bir bir yok olmaya başladı. Sanki sihirli bir değnek var elinde ve dokunduğu yeri güzelleştiriyor. Sihirli dediysem ama öyle bir anda olmuyor. Yani sihir deyince kolaylık var gibi. Bu yol çetin.Karşınızda sanki sizi bu konuda değiştirmeye geliştirmeye öğretmeye yemin etmiş biri var. Ne kadar direnirseniz direnin mutlaka açık bir kapınızı bulup oradan içeriye süzülüveren biri.  Bu yüzden bu HK PERFORMANS KAPISINDAN İÇERİ GİRİNCE DEĞİŞİM KAÇINILMAZ. 

Geçenlerde çok zayıf ama problemleriyle başedemeyen bi arkadaşa anlattım sistemi. Dedi ki “Allah aşkına benim kilo problemim yokTakıntılarım ve sıkıntılarım var.” Dedim tamam işte doğru adres.  Bu da zaten diyetisyen değil.  Kilo verdirmeye uğraştığı yokBeynin ve ruhun daki ağırlıkları alıyor.

Evet, online zayıflama sistem tam anlamıyla bunun için kurulmuş; beyin ve ruh temizliği. Beslenme bile buna yönelik.  Bir detoks denemesi yaptım Kilobekçim yollayınca ilk adı dikkatimi çekti. BÜYÜK ARINMA yani sırf bedenin değil tüm benliğinin varlığının arınması.  Işte zaten sırf beden olarak ele alsaydı bizi o zaman diğerlerinden ne farkı olurdu ki. İlk başlarken çok yüksek geldi ücreti. Ama böyle bakınca ben diyetisyen ve psikoloğa gitsem asla böyle bir değişim yaşayamaz ve bundan çooook daha fazla paralar harcardım. Bundan çok eminim.

Online KİLOBEKÇİLİĞİ Sistemin bana kazandırdıklarını anlatayım biraz da. Ben hiç güvenmeden hiç inanmadan girdiğim bu sistemde önce kendimi buldum. Kendimi sevdim. Kendimi tanıdım. Bunu bana başkası dese derim ki sen kendini sevmiyor muydun? Yani ben sevdiğimi ve tanıdığımı düşünürdüm.  Ama ilk kendime aynada baktığım gülümsediğim kendi hatalarımı hoş gördüğüm, hata yaptığımda kendime kızmadığım, sövmediğim zaman kendimi tanıdığımı anladım. Veeeee hiç yapmadığım bir şey, kendime vakit ayırdım. Kendimle zaman geçirdim. Güzellik maskeleri, danslar, spor. Kendimi yaşadım. Ben elime krem sürmeye vakit bulamazken, kendimle vakit geçirmeye başladım. Asla evde yanlız kalmazdım. Zaten çok dışarda biriyim. Arada bir evde kalacak olsamda ya biryere gider ya birini çağırırdım. Asla kendimle başbaşa kalamazdım.  Ama burada hem kendime vakit ayırmayı, hem de kendimle zaman geçirmeyi öğrendim. Sanki evde yanlız kalmaktan korkarken şu anda evde olabilmek için vakit kolluyorum. 18 yıllık evliyim, ilk defa yatak odamı uyumanın dışında kullanıyorum. Yazmak için, okumak için, nefeslenmek için… yani yanlız kalmak için kullanıyorum.

Hayata bakış açım değişti benim, hem de tamamen. Zevklerim Değişti. Gereksiz yere kendimi yıpratarak yaptığım fedakarlıklar değişti. Önce ben kelimesini bencillik olarak görürken ben iyi olmazsam etrafının iyi olamayacağını gördüm burada. Uçaklarda maskeleri önce kendinize sonra çocuğunuza diyor ya. Bunu bile burda anladım. Ben mutluysam etrafıma mutluluk saçarım ve etrafımda mutlu olur. 

Zayıflamak için ne gerekli? Önce bir normal birde mutfak tartısı. Öyle öğretildi bize yıllardır. Mutfak tartısının adı bile geçmedi burda. Onu hemen verdim tartmaya çok meraklı birine.  Ama normal tartı;  her an inip çıktığım… Düzgün göstersin diye bir daha bi daha üstüne çıktığım. Her an görmek, duymak istemediğimi yüzüme çarpan. Aslında nefret ettiğim, aç tok günde on sefer çıkmaktan kendimi alamadığım alet. Her şeyi ondan bekliyoruz. Bütün değişimleri. Bütün isteklerimizi. Sürekli onla mücadele halindeyim, çünkü böyle öğrendik. Diyetisyenlerde sadece tartı olarak değerlendirildik.  HK Performans Online ZAYIFLAMA Sisteminde de öyle olmalıydı. Bi gün tartıya kızdım.  Kilobekçim dedi ki “senin yaptığın akıllı işimi Allah aşkına. Tartıyla kavga ediyorsun, aklımı var onun.” Güldüm.  “Tartıyla barışmak için gittim kırmızı çiçekli tartı aldım” dedim. İşte dedi “Çiçeğe böceğe mana yüklersen olmaz”  Tabi anlamıyorum.Kilo verme, Zayıflama Programında tartıdan medet beklemicem de nerden beklicem.Bu yüzden tartı cezası bile aldım 5 hafta işte ilk o zaman beklentinin tartıdan olmayacağını anladım. En sonunda Kilobekçim tartıyı okumayı bilmiyorsun. Bu işi bana bırak sen arkana yaslan diye diye onu öğretti bana. Çünkü ben ilk olarak ruhumdan kilo veriyorum. Ruhum hafifledikçe güçleniyor.  E tartı da akıl mı var? Ruhumu ölçemez ya. İşte bunu da çooook zor öğrendim.

Eşim ve çocuklarım bendeki bu değişiklikten üst seviyede memnunlar. Artık deli gibi bağıran anneleri yok. Ses kısılmaları için nodül dediler, tedavi dediler. Biliyordum sinirsel olduğunu. Evet, artık sesimde kısılmıyor. Eşimin üstüne gitmiyorum. Çocuklar daha rahat çünkü sürekli bağırıp yargılamıyorum.  Hatta apartman komşularım bile durumdan çok memnun. “Nasıl değiştin, hiç sesin gelmiyor” diyorlar. Problem oldu mu önce nefes almayı öğrendim. Önce nefes sonra müdahele. İlk zamanlar unutuyordum. Çocuklar kavga ederken tam başlıyorum bağırmaya KİLOBEKÇİMİN sesi geliyor içime.  “Nefes” diyor. Ve hemen ortam değiştiriyorum nefes egzersizi yapıyorum ve de olaylara tepkim ve bakışım değişiyor. 

Aşırı sabırsız bir insandım. Belki hiperaktif, kendimi hareketli zanediyordum ya, zararlı kontrolsüz hareket bu… Bir seminere gitsem sıkılırım, dinlemekten değil oturmaktan, bağlı kalmaktan sıkılırım.   Elim kolum oynar, kalemim çantam yere düşer, ayaklarımı kıpırdatırım, sürekli hareket ederdim… Bu yazıyı yazdığım gün seminer vardı 2 saat sürdü ve arkadaşım dedi ki seminer sonunda “ne kadar çok değiştin, hiç kıpırdamadan oturup, kalkmadan semineri bitirdin” düşündüm evet sabırla dinledim yani oturabildim ve o an anladım ki kendimi hareketlerimi kontrolüde burda öğrendim.

Sisteme girerken Kilobekçimi göremeyeceğimi sesini duramayacağımı biliyordum.  Zaten dedim görsem nolur beni zayıflatsın da gerisi boş.  Ama günler geçtikçe öyle olmadı. Günler geçtikçe merak ettim. Çünkü benim yansımam OLDUĞUNU söyleyen biri var karşımda.

Bazen önümde yolumu ışık tutarak önümü açan hadi yapacaksın diyen,

Bazen tam yanımda omzumun dibinde yaslandığım ve yapıyorsun işte oldu diyen,

Bazen arkamdan geri kaçmamam için beni iten hadi yaparsın diyen,

Bazen tam düşerken benden önce kendini yere atan  ve düşme yola devam diyen biri var hayatımda.

Bir süper kahraman veya işte tanımlayamadığım. İsim koyamadığını biri girdi hayatıma. “Kendine sevdiğini yüksek sesle söyle” diyen. “Yapabildiğini kendine itiraf et” diyen. Ve hep beni benim mutluluğumu ön planda tutan biri.  E merakımın artması normal değil mi? (İşte bunu yazmazsam çatlardım kilobekçim)

Ben sisteme geldiğimde hiç güvenmemiştim ya ama bir hedef belirlemem istendi. Ben 100 kilonun altına düşsem yeterdi belki ilk etapta kendimi tatmin etmek için. Ama oraya bunu diyemedim ve 80 dedim. İnanmadan 80 dedim.  Ben belki bu inançsızlığıma yenilerek burada rakamsal olan hedefime ulaşamadım.  Az kaldı ama yakalayamadım.  Ama hiç ummadığım. Bilmediğim şekilde ruhumdan o kadar çok kilo verdim ki kelimeler bunu anlatmaya yetmez.  GELİŞEREK DEĞİŞİM deniyor ya işte ben GELİŞEREK DEĞİŞİMİ RUHUMDA YAŞIYORUM. Tartıda yaşayacağımdan çok çok eminim…

Üç ay olmuştu sürecim başlayalı, üç ayda bitime yakın daha kendimi teslim etmemişken. Kilobekçime  dedim ki “oldu mu?” Bana “üç aylık bebek doğar mı yaşar mı?” diye sordu. “Yaşamaz” dedim. “9 ay 10 gün normal bir doğum olabilmesi için gerekli zaman. İşte sen de yılmadan devam edersen yeniden doğacaksın” dedi.  9 ay 10 günüm geçti. Nasıl geçti bilmiyorum. İlk üç ayda kaçmaya gitmeye çalışırken, sabırsızlığımı burada da gösterirken sürecimin 10. ayındayım, nasıl geçti anlamadım. Evet, ilk üç ayda ayrılmış olsaydım bu duygularım olamayacaktı.  Çünkü daha acemi, daha inanmayan güvenmeyen. Yani sistemi parmak ucuyla tutmuş olacaktım. Ama şimdi sımsıkı sarılıyorum. Şimdilik bitmiş gibi görünsede en kısa zamanda kendimi toparladım mı soluğu burada alacağımdan eminim. Çünkü DEĞİŞİM HAYAT BOYU SÜRECEK ve ben burada HK PERFORMANS’ta yaşadığım değişimi hiçbir yerde yaşayamazdım…

Ben 10 aydır, elimde telefon her an okudum her an yazdım. Kaç lira fatura ödedim, kaç tane şarj kablosu eskittim tahmin bile edemezsiniz. Ne internet paketleri dayandı ne de şarz kabloları. Ama bunun için bile mutlu oldum. Hiç eyvah demedim. Olsun değer dedim her daim.

Sürecimin sonuna yaklaşırken çok üzüldüm.  Ama bu üzüntü beni diğer üzüntülerim gibi şişirmedi, germedi. Gözümden YAŞ gelmediği bir gün olmadı. Yani hem ağlarım hem giderim gibi. Benim gibi sabırsız biri 10 aydır, yılmadan her sabah, öğlen, akşam, her an, her saat, burda elinde telefon. Gezerken arkadaşlarla muhabbette. Trafikte kırmızı ışıkta. Uykumun Arasında. Her an her yerde sisteme bağlı kaldım ve aklıma geldikçe 24 saat ne zaman istediysem yazdım.  Kızdıkça, sevindikçe, estikçe, üzüldükçe, yazdım. Yazdıkça hafifledim. “Ben” diyorum şimdi. İlk geldiğim günlerden Kilobekçime TESLİM olabilseydim şuan her türlü hedefimi yaşıyor olabilirdim.  Ama olsun. Bu yüzden kendime asla kızmıyorum. Asla! Çünkü gerçekten bu kadar karmaşanın içinde bence çok normal. Geç güvendim. TAM GÜVENDİM!

Ben 10 aydır neredeyse hergün 6-7 km yürüdüm. İlk başta sadece çizelge boş kalmasın diye yürürken sonrasında zevk alığım için yürümeye başladım. Yürüdükçe, kendimle kaldıkça mutlu oldum. Şu an yürümek için fırsat kolluyorum. Haftada 3 gün gitmediğim sporumu hiç aksatmadığım gibi başka bir salona daha kayıt oldum. Şu an haftada 5 gün zevkle istekle hevesle spor yapıyorum.

Veeeee bitişe doğru geliyorum. Bu yazıyı bitirmek istemiyorum. Sanki yazım biterse sürecim bitecek.  Öyle deli bir his. Ama bitirmem Lazım. Tabi ki bunu biliyorum. Uzattıkça uzattım daha çoook şeyler yazabilirim. Yazmak için telefonu elime alıyorum ve heyecanlanıyorum. Belki bu heyecanı hiç kaybetmedim hep canlı tuttum diye de GELİŞİYOR VE DEĞİŞİYORUM. İlk gün heyecan olarak ne hissettiysem hala aynı hislerle hatta daha fazlası hislerle buradayım. Ve biliyorum ki bunu asla kaybetmeyeceğim…

Veeeee Offffff. “Offff demicektik değilmi Kilobekçim?”   Ohhhh ohhhh dicektik. Tabiki oh da ama işte ayrılık ta of dedirtiyor insana. Gerçi ayrılmıyoruz değil mi? Boyut Değiştiriyoruz. 🙂

Şimdi bu süreci bana duyuran arkadaşım ve hala tanışamadığım  akrabası ilk teşekkürü hakediyor heralde. İkisine de çok teşekkür ediyorum.

Sürecim içinde desteğini hiç esirgemeyen yengeme’de teşekkür ediyorum. Zaten kendiside Online Kilobekçiliği sistemine girdi. Hem sisteme gelerek GÜVENİMİN artmasını sağladığın hem de maddi hem manevi ve yürüşte, sporda, hep destek olduğun için çok teşekkür ederim.

Canım eşimin maddi desteği ve çocuklarımında manevi desteklerini unutmam.  Kızımın ben yürüyüşteyken kardeşlerine bakması, Oğlumun bütün teknik işlerimi hallettiği ve ufaklığımın da beni bol bol yorduğu için çok teşekkür ederim.

Sevgili HK Performans Halkla İlişkiler sorumlusu, ilk aradığımda o sımsıcak sesin ilgin hoş karşılaman olmasa emin ol ben burada olamazdım. Ve bugün yaşadığım her şeyden uzak.  Belki daha şişman belki hasta, belki de midemi aldırmış olacaktım.  O sıcacık sesinle ben ilk iknayı yaşadım.  Sana ne kadar teşekkür etsem ne desem azdır.

Sevgili Halil Bey, Bu sistem nereden geldi aklınıza?  Nasıl buldunuz?  Nasıl başardınız? Bilmiyorum…  Ama müthiş bir başarı. Ve bu başarınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum.Hayatımızın her alanına dokunan ve değiştiren bir sistem, Kilobekçiliği Sistemi.Kendimi kötü hissettiğim bir haftada beni aradınız ve de bana müthiş enerjinizi hissettirdiniz.  Ve hedefime ulaşırsam bana bir söz verdiniz. Ben rakamsal hedefime ulaşamadım. Yani bu ödülü haketmedim. Üzüldüm mü? Çok üzüldüm.  Hem de çok. Ama ruhsal olarak o kadar çok değiştim ki, bu 9 ay 10 günde olmasa da yani ödülümü alamayacak olsam da ben bu RUHSAL DEĞİŞİMİ rakamsal olarak da yaşayacağımdan artık hem de çok eminim. Size de verdiğiniz destek için  kurduğunuz sistem için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Ve tabi ki HK Performans’ta çalışan herkes. Derler ya yayında ve yapımda emeği geçen diye (: Tanımadığım ismini bilmediğim ama sistem devam etsin diye arka planda çalışan herkese çook teşekkür ederim.

Veeeeeee canım KİLOBEKÇİM. Bunları nasıl yazarım bilmiyorum. Bu kelimeler nasıl dökülür parmaklarımdan. Telefonum ıslandı gözyaşlarımla.  Seni anlatmaya kelimeler yetmez ki. Canım Kilobekçim… Sen benim ben olmamı  sağladığın için, bana kendimi fark ettirdiğin için, tüm öğretilerin için, varlığın için, yüreklendirmelerin için, her an yanımda olduğun için, bana olan saygın ve sevgin için, beni her hâlimle kabul ettiğin için, bana sabrettiğin için, yoldaşlığın için, kardeşliğin, eşliğin arkadaşlığın dostluğun için.Her halimi hemen anladığın içinçekip gitmeme izin vermediğin için, beni hiç yalnız bırakmadığın için. Hiç yılmadığın ve benimde yılmama izin vermediğin için, daha aklıma gelmeyen, her anımız her halimiz için, bana yaşamayı öğrettiğin için.

Hayattan zevk almamı sağladığın için, gösterdiğin sevgi ilgi ŞEFKAT için… Bazen ÖĞRETMEN bazen anne olduğun için, beni ben olarak kabul ettiğin için, hayatımın her karesine dokunduğun için, her şey için sana ne desem ne kadar teşekkür etsem azdır. Canım hakkını helal et. Seni çok seviyorum.  Hayatımın sonuna kadar senin için dua edeceğim. Her öğretin verdiğin her bilgi. Olduğun her destek. Gösterdiğin her yol. Her an Aklımda. Her dakika. Sana karşı elimden geldiği kadar hassas ve saygılı davrandım. Ama ola ki kırdıysam affet canım…

Yeniden doğuşuma en iyi tanığı Canım KİLOBEKÇİM. Seni iyi ki tanımışım. Bu kadar çok sevmişim.

Bundan sonra sen yoksun. Yani anlık yoksun. Ama hep kalbimde içimde benimle konuşup yönlendireceksin. Canım KİLOBEKÇİM. Hayatının sonuna kadar hiç üzüntü görme. Evlatlarınla sevdiklerinle hep mutlu ol. Sağlıklı ve huzurlu yaşa. Rabbim tüm isteklerine kavuştursun.

Ben senin özleminle de yaşamayı öğreneceğim elbette. Çok zorlanacağım. Şuan gözümden yaşlar sel gibi akıyor… İstersen sil bu yazdıklarımı ama yapamadım işte yazdım yine.  Seni çok seviyorum. Çok…

Ve son bir şey. İçinde hiçbir şey kalmasın dedin ya. Ve bana beni merak etmeyi bırakınca GELİŞEREK DEĞİŞİMİ tamamlanacak dedin ya. İşte benim sana olan merakım geçmek şöyle dursun her geçen gün arttı. Her geçen dakika. Sadece söz verdiğim için anmadım. Hep içimden merak ettim aylar içinde. Ve Online Zayıflama Sistemini yine anmayacağım.  Tamam sen de insansın.  Dedin ya “beni bu konuda anlamayacaksın hiç” diye. Sende beni anlamıyacaksın bu konuda hiç. Her konuda müthiş üst seviyede anladın hissettin. Sağolasın. Ama bu konu…

Halil Bey “hedeflerine ulaş KİLOBEKÇİNLE seni buluşturacağım” söz dedi. Bende çok sevindim havalara uçtum ama beceremedim. Çünkü o hedef kilona dedi. Ben hedefimde olmayan müthiş bir değişime ulaştım ama hedef kiloma ulaşamadı. Bu umudumu işte böylece yitirdim. Ama merakım hiç geçmedi. Ve ölene kadarda devam edecek. Bunu yazmazsam çatlardım. Yazdım işte. Sözümde duruyorum. Sistemde bundan bahsetmeyeceğim söz işte.

Bu arada ben hedef kiloma en kısa zamanda geleceğime ve hedefimi daha da aşağılara çekeceğime eminim. Burada bulunduğum zaman içinde ulaşamadığımdan bahsettim…

Sana olan saygım sonsuz.  Seni çok seviyorum ve hiç unutmayacağım KİLOBEKÇİM!

Veeeeeeeeeeee bitiyooooor mutluluk gözyaşlarıyla…
SEVGİLEEEEEEEEER,
Şimdiden seni özlüyorum canım arkadaşım KİLOBEKÇİM!
N.S
AÇIKLAMA: 

34 ,3 Kilo Zayıflama Başarısı ve 3 bölgede toplam 80 cm inceleme gösteren Online Zayıflama Sistem üyesi  N.S’ye, süreci boyunca göstermiş olduğu TAM TESLİMİYET, azim ve zayıflama başarısı için teşekkür ediyoruz.

Unutmayın! HK Performans’ta “başaramama” diye gibi bir şey söz konusu değil.
HK Performans Uzman kadrosu ve eğitmenleriyle KİLO PSİKOLOJİSİNE derinden değinerek, sizlerin potansiyelini açığa çıkararak; kendi potansiyelinizde hedef kilonuza ulaşmanızı ve KALICI OLARAK ZAYIFLAMANIZI sağlar.

Siz de KALICI ZAYIFLAMAK İSTİYORSANIZ; Zayıflama Kamplarımız ya da Online Kilobekçiliği Sisteminiz hakkında detaylı bilgi almak için TIKLAYINIZ

Etiketler: Zayıflama KampıZayıflama Kampları neredeZayıflama Kampı Fiyatı,Zayıflama Kampı Programı

BAŞARANLAR