ZAYIFLAMA OKULU İLE YENİDEN DOĞUŞ ! DEĞİŞİM 30,2 kg – 79 cm İNCELME

Kilobekçimle geçen gün yaptığımız bir konuşmanın sonunda bende süreçle ilgili baştan sona geniş kapsamlı bir yazı yazmamı istedi. Tabi dedim neden olmasın? İşten çıkmak üzereyken arkadaşlarıma bir fotoğraf göstermek üzere arşivimi inceliyordum ki… Bir de ne göreyim? Kilobekçimin benden tam sisteme girdiğim gün istediği önden ve arkadan çekilmiş iki fotoğrafım… Açtım kocaman ekrana kocaman eski bedenimi. Baktım baktım baktım… Kızım o zamanlar tam 6 aylıktı.
blogggfoto
Hani şu insanların bilip bilmeden konuşmaları vardır ya; işte tam da o yüzden 6 ay bekledim ben kilo vermek için. Aman sütüm azalmasın, aman ben yemeden içmeden kesilirsem o nasıl beslenecek? diye diye 6 ay geçti. Doğum da verdiğim 8 kilonun 2’ sini almıştım bile. Kızımla beraber, ilk 6 ay doğru düzgün bir fotoğrafım bile yok o dönemlere ait. Çünkü aynalara bakmaya zaten katlanamayan ben, bir de fotoğrafları görmeye asla katlanamazdım. Kızım 6 aylık olduğu gün ben sisteme girişimi başlattım. O ek gıdaya geçti bende kendi işime bakabilirim artık diye. Doğum sonrası ne mevlüdümüze ne katılacağım davetlere ne de gündelik hayatta giyecek bir paçavra bile üzerime bulamıyordum. Dolap omuzları toz olmuş askıda bekleyen takımlar elbiseler ve bluzlarla doluydu.
Her denemelik gittiğim alışveriş ağlamayla son buluyordu. Kendimi 48 bedenlerin dar geldiği halimle görmeye dayanamadığım için artık aynada makyaj bile yapamıyordum. Bitmiştim. Resmen kara kara bir bulut yığını içinde yaşıyordum. Mide ameliyatı mı yaptırsam? balon mu taktırsam? diye düşünürken, 2 sene önce denediğim ve sadece 2 ay dahil olabildiğim bu sisteme yeniden dönüş yaparsam ne kaybederim ki? diye düşünerek aldım elime telefonu.
Ve başladım anlatmaya…
Ben 2 sene tüp bebek tedavisi nedeniyle 16 kilo almıştım. Bir 16 kilo da hamilelikte aldım. Etti 32. Bu 32 kiloya gelmeden önce de 14 kilo almıştım 10 sene içinde. Etti mi 46. Ben 72 kilodan çıktım mı 118 kiloya doğum öncesi. Şimdi bu kilonun sadece 6 kilosu yok bende. Nolur dedim alın götürün geri kalanları da istemiyorum. Peki dediler. Salı günü başlıyoruz.
Epey bir süre turbomend içmek istemedim. Dedim nolur nolmaz ben süt veriyorum istemem. Bak dedi kilobekçim sen ben yemezsem sütüm kesilir diyordun ne oldu? Valla dedim foşur foşur geliyor sütüm hala. Peki dedi sana içeriğini paylaşayım. Bir bak incele bana bildir. A bu arada sanırım yaklaşık bir 10 kilo vermiştim bile.
Buraya gelene kadar kilobekçimle de aslında ciddi bir sınavdan geçtik. Benim loğusa depresyonuma bir de kilo depresyonu eklenince, kendimi doğru düzgün ifade edemeyince ve karşımdakini anlamak istediğim gibi anladıkça, resmen kavga eder hale geldik. Ben isyanlardaydım. Ama yine de sözünden bir gram dışarı çıkmıyordum. Tüketimse tüketim, sporsa spor, suysa su. Ne derse oydu benim için. Demek ki içten içe gerçekten hak veriyormuşum. Hele ki bahaneler konusuna gelince baya isyan etmiştim. Şimdi kendi kendime düşünüp kızıyorum o günleri kendime neden bu kadar eziyet haline getirdim? diye. Ama kilobekçimin dediği gibi her şeyin her zaman bir telafisi ve görevi vardır işte. O günlerin telafisi de hemen ardından geldi.
O gece hatta o hafta düşündüm düşündüm düşündüm… Kararımı verdim. Ve ilk turbomend siparişimi verdim. İlk önceleri plasebo etkisi olabilir mi acaba diye düşünürken, şimdi çok yorgunum bir turbomend içeyim diyorum.
Gel zaman git zaman aradan 2 ay geçti. Ben 10 kilonun üzerinde kilo kaybı ve mezura ölçümlerinde toplamda 20 cm e yakın bir incelme yaşamıştım. Sürecin sonuna gelmiştik. Kilo bekçim sordu ‘ devam edecek misin?’ inanın karar vermek hiç de zor olmadı. O kadar büyük bir maddi sıkıntı içindeydik ki o dönemde üstelik anlatamam. Bunu sormana gerek var mı dedim. Tabi ki edeceğim. İkinci 3 aylık sürecim de bu şekilde başlamış oldu.
O dönem de bile insanlar, bana sürekli ne kadar kilo verdiğimi söylüyorlardı. Benim kendime baz aldığım dönemler vardı hedeflerimi hep o doğrultu da yönlendirdiğim için, bu laflar hoşuma gitse de, asıl amacıma henüz ulaşamamış olduğum için insanların bu yorumları bana manasız geliyordu. Bunu size burada yüzlerce kelime kullansam bile ifade etmem çok zor. Aldığım iltifatlar hala yetersizdi benim için. Aynalar, mezura ve tartı görevlerini layığı ile yapıyor, benimle sorunsuz bir şekilde ve uyum içinde çalışıyorlardı. Tam da bu dönemde ilk seyahatim ortaya çıktı ve benim için alarm çalmaya başladı. Peki ama ben 15 gün boyunca insanlar bana ye dediklerinde ne yaparım? Israr edenlere ne derim? Bunlar neydi biliyor musunuz? Bunlar kendi için değil, sürekli insanlar için yaşayan bir insanın feryatlarıydı. Sürekli etrafımdaki insanlara hesap verme ihtiyacındaydım. Üstelik bir de alt yapı da ya başaramazsam kaygısı hissettiğim için de bu kadar lanse etmek istemiyordum bu durumu. Tabi burada kilobekçim hemen devreye girdi. Kendin için yaşamaya ne zaman başlayacaksın? Diye sordu bana. Ve sen kendin için yaşamaz ve kendine değer vermezsen insanların sana değer vermesini nasıl beklersin?
Topladım valizlerimi. Yola çıktık. Beni bir kaç yıldır görmediği için insanlar bendeki değişimi kilo vermiş olarak değil kilo almış olarak görüyorlardı. Çok üzüldüm. Zaten halen hareket kabiliyetim oldukça azdı. Sadece yürüyüş yapabiliyordum neredeyse. Öyle mi dedim kendi kendime. O zaman bende burayı fırsata çeviririm. Kilo bekçim ilk tatil olduğu için hedefin kilo vermek değil sabit kalmak olsun demişti. Peki dedim ama şunu bil benim asıl hedefim kilo vermek olacak. 15 gün süresince bebeğimi aldım. Uzun parkurda hemen hemen her gün kim ne der diye düşünmeden, yürüdüm. Beni sürekli yemeye zorladıklarında ben istemiyorum dedim. Siz oturun teşekkür ederim.
15 gün sonunda İstanbul’ a döndüğümüz de sabahı dar bekledim. Sabah olup da tartıya çıktığımda tam 1.5 kilo vermiştim. Mezurada da gayet iyi bir sonuç vardı. Hemen yazdım kilobekçime. Ben geldim. Hem de hedefime vararak geldim…
Bu deneyimden sonra kendime olan güvenim hepten arttı. Artık insanların içinde tüketim odaklı yaşamaya bir son vermiştim. Kendime saygı duyuyorsam isteklerimi başkalarına göre değil kendime göre şekillendirmem gerektiğini sürekli hatırlattım.
İkinci 3 aylık sürecin bir dönüm noktası da doğum izninden işe dönüş oldu. Beyne kodlanan işe başlayan kilo alır düşüncesini nakavt ederek ilk haftayı yine kilo kaybı ile tamamladım. Bana başarı üzerine başarı yazdırıyordu hayat. Süt iznim devam ettiği için eve erken gidip spor salonuna gidemeyişimin acısını evde TV karşısında ya da internetten yüklediğim videolar eşliğinde spor yaparak çıkartıyordum. İşte büyük problem. Ne yaparsam yapayım benim kilobekçime yetmiyordu. (hala da benden hep fazlasını talep eder hınzır)
Odağın tüketim değil hareket olsun felsefesini başka bir şekilde bana yükleyebilir miydi? Bilemiyorum. Ama şu 9 ay 10 gün dedikleri mevzunun derinliğini yaşadıkça öğreniyor insan… yaptığının 2 katını yap, yediğinin yarısını ye derler ya. Benimki de o hesap oldu aslında. Suyunu bile ayağıma gelse ne iyi olur düşüncesiyle almayı erteleyen ben sürekli insanların taleplerini yerine getirmekten evin uşağı gibi olmuştum. Onlar bile kardı benim için. Hareketin iyisi kötüsü olmaz…
2. 3 ayın bitimine doğru yine o malum soru gelecek mi derken kilo bekçim sanırım devam edeceğimden ümitsiz bir şekilde bana bilgilendirme yapıyordu ki; dur dedim dur ben devam edeceğim. Tam operasyonun dönüm noktasında bırakmam. Ve 3. 3 aylık sürecim böylece başlamış oldu. Son dönemeçteydim artık. İşe giderken baktım artık kıyafetler ciddi anlamda üzerimden düşüyor. Tam 10 sene önce aldığım 2 takım elbisem vardı. Kıyıp atamamıştım. Çok değerli takımlardı bunlar. Bir gün dedim ki Ekin hadi bir dene. Ne kaybedersin ki? Giyemezsen hedef koyarsın giyersen mutlu olursun. Açtım dolabı. Çıkarttım takımları bir bir. Ama en sona o değerli 2 takımımı bıraktım. 1. Gömlek oldu. 2. Gömlek oldu… 3. Gömlek bol geldi birine vermek üzere ayır, 4. Gömlek bol geldi ayır… 1. Takım aaa oldu. 2 takım aaa bu da oldu… 5. Takım ceketi bol altı tam ayır… derken son iki takım… kalbim çarpıyor hem eskileri giymiş olmanın verdiği heyecan hem de bunlar olacak mı kaygısı. Ve giydim. O saniye dünya durdu nefesimi tuttum. Ve düğmeyi kapatmak için davrandım. Düğmeyi kapattım. Ve dünya dönmeye başladı. Allah’ ım o da nee? Bırak düğme kapatmayı diz kapağımdan yukarı çıkamayan o takımların ikisi de üzerime oluyordu. Tam 10 sene önceki kiloma geri dönmüştüm. Ne hormon tedavisinden gelenler ne hamilelikle gelen kilolar kalmıştı artık bedenimde. Bedenimde kalan tek fazlalık sadece gençlik sonrası alınan 7 8 kilo idi. Salona nasıl koştum nasıl fotoğraf çektim inanın hatırlamıyorum. Bu duyguyu ancak işte yaşayan bilir. Hedefi olan anlar. Ve insan sırf bu duyguyu yaşamak için bile kilo verebilir.
Şu an 3. 3 aylık sürecimin sonundayım. İş yerinde insanlar bana artık mankenliğe gidiyorsun diye takılmaya başladılar. İltifat almadığım bir tek gün yok diyebilirim. Bendeki bu değişimin sadece kilo olduğunu sanıyorlar ya en çok o dokunuyor bana. Çünkü doğum sonrası revizyon yaşadım ve yeni arkadaşlarla çalışmaya başladım. İnsanların düşüncelerine ne zaman önem verip vermediğim, kendime zaman ayırmanın ve kendimi değerli görmenin önemini anladığım bu sürece vakıf olmadıkları için beni hep böyleymişim zannediyorlar. Halbuki değişim tek bir şekilde olmuyormuş gerçekten. Değişmeyen tek şey değişimin kendisiymiş. Her şey birbirine bağlıymış. Okuduğum yüzlerce kişisel gelişim kitapları ve katıldığım seminerlerden öğrendiğim tüm o bilgiler, kilobekçimin dediği gibi kullanılmaz ve yaşanmazsa gerçekten bir hiçmiş.
Şu an şu 8 aylık süreç gözümün önünden tam bir film şeridi gibi geçiyor. Kilobekçimin bana gönderdiği o motivasyon videoları günaydın yazıları, iyi hafta sonları yazıları… Hepsi ama hepsi tek tek gözümün önünde şuan. Hele ki gözü kapalı koşan futbolcunun o hikayesini izledikten sonra koşu bandında ekrana bakmayacağım diye kendimi öyle şartlandırmışım ki bir keresinde düşüyordum nerdeyse.
Şimdi soruyorum kendime. Acaba hiç vazgeçtim mi hiç bırakmak istedim mi diye? Zaman zaman yememenin verdiği rahatlığı, yemeyi özgürlük olarak görmekle yer değiştirdiğim oldu. Olmadı değil. Ama kırılma noktam hiç olmadı. Hep mutluydum. Ruhsal düşüş yaşadığımda bile tartıya yansıyan o rakamsal yükselişler beni ilgilendirmiyordu. Çünkü tartı okumayı öğrenmiştim. Kilo veremiyorum bana ne oluyor? Param boşa mı gidiyor diye aklımın ucuna bile getirmedim. Benim için değişim rakamlardan ibaret değildi çünkü artık. Değişim bir bütündü. Ve değişmeyen tek şey de buydu.
Sürecin sonunda tek korkum yalnız kalınca ne yapacağım yönünde. Şimdi sevgili aynam yani kilobekçimle bunun üzerinde duracağız. Ben kendimden eminim. Çeşitli uzatmalarla 9 ay 10 günlük süreci tamamlamak üzereyim. Bundan sonrası hem daha kolay hem daha zor.
Ama bundan sonrası artık dönüştürülmüş bir hayat ve zorlama yaşanan bir hayat değil. Onu yapamam bunu yapamam demiyorum nasıl yapabilirim diyorum. Artık her şeyi oldurmaya yönelik düşünüyorum. Babamda koşu bandı var istesem verir dediğim de kilobekçim bu fikrin üzerine atlamıştı. Olmaz koyacak yerim yok deyince bütün evin fotoğraflarını istedi benden ve ben o koşu bandını eve getirdim koydum. Geçen gün, tam da eskiye dönüyorum korkusu yaşadığım bir gün, bana dedi ki lütfen eve gidince bir bakar mısın evine? Küçük bir spor salonu yarattık o küçük dediğin evde dedi. Gerçekten yok koşu bandı yok twister derken, onu al bunu al bir sürü şey aldık eve ve evim de şuan bir sürü spor aleti var.
Olmaz diye bir şey yok olacağına inandıkça. Kolay olanı herkes yapıyor önemli olan zoru başarmak ve değişime odaklanıp bunu yaşayabilmek. Şuan ruhsal ve bedensel olarak yaşadığım rahatlıkla yazıyorum. Özgür ve mutluyum. Kendime yakıştırdığım sıfatlarım değişti. Saygıdeğer ve güzel buluyorum kendimi. Yürüyüşüm değişti. Adımlarım ürkek ve korkak değil artık.
Kilomu soranlara artık söylüyorum gönül rahatlığıyla. Nasıl söylemem. Doğum sonrası tam 38 kilo gitti diye. Üstelik bunun sadece 8 i bana ve kızıma ait. Sistemle tam 30 kilo verdim ben. İçimden bir genç kız çıkarttım. Bunu ben yaptım. Kilo bekçimle beraber tırnaklarımla kazıya kazıya yaptım. Değişimi sadece hayatımda benliğimde değil kelimelerime bile yansıtarak yaptım. Öğle yemeği demiyorum artık mesela. Öğle tatili diyorum. Bir kafe de arkadaşlarımla buluştuğumda ne yerim değil giderken ne giysem diye düşünüyorum. Gidince tüketimlerin kalorisi üzerine değil miktarı üzerine düşünüyorum.
Geçen gün duydum eltim ve görümcem diyetisyene gitmeye başlamışlar. Ah yazık dedim. Hayatlarına nasıl bir kısıtlama ve korkunç yasaklarla dolu bir sayfa açtıklarını bilmiyorlar.
Süreç bitince şöyle yazacağım son sayfaya… 6 ay sonra görüşmek üzere sevgili günlük beni unutma kilobekçim. Sen bana hayatımı geri verdin. Sana minnettarım…
Ekin İ.
Sevgili üyemize, çıktığı yolculukta bizlere güvenip teslim olarak hedeflerini gerçekleştirdiği ve yaşamını tekrardan eline aldığı için teşekkür ederiz.
Hk Performans geliştirir, değiştirir!
Siz de, ailemiz içerisinde yer almak ve kilo sorunundan hızlı ve kalıcı kurtulmak için, lütfen TIKLAYARAK iletişim bilgilerinizi bırakınız, biz sizi arayalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BAŞARANLAR